Alphonse Daudet’nin Provence’ın güneşli tepelerinde, terk edilmiş bir değirmende yazdığı ve onun anlatı ustalığını, gözlem gücünü yansıtan bu öyküler, insan ruhunun en sade ve en derin hallerine dokunuyor. Köylüler, çobanlar, âşıklar ve yalnız insanlar; mizahla hüzün arasında salınan bir dil eşliğinde unutulmaz karakterlere dönüşüyor.
Yayımlandığı günden bu yana birçok farklı dilde defalarca basılan ve dünya klasikleri arasında kendine saygın bir yer edinen Değirmenimden Mektuplar, yalın anlatımı ve insani sıcaklığıyla zamana direnen, kuşaklar boyunca okunan bir başyapıt.