Yüz Liraya Bir Deli: Bekçi,
– Müjde! diyerek sevinçle komiserin odasına girdi.
Bekçi biyandan da iki yarı çıplak adamı iteliyordu.
– Allaha şükür, ikiyüz lira cepte sayılır.
Komiser,
– Ne ikiyüz lirası? dedi.
– Komiserim, sayenizde iki deli de ben yakaladım, hem de bitürlü bulunamayan çıplak delileri...
– Bunlar çıplak değil ki...
– Eh çıplak sayılır... Yoksa içeri alıp daha soysam mı? Bunları nezarete koyup, gidip öbürlerini de yakalayacağım. Dışarısı, nah böyle, vıcır vıcır deli kaynıyor. İt Kuyruğu: Nahiye Müdürü büyük bir kâğıt tomarı çıkardı.
...
– Dinle, dedi, bak bu kâğıtlarda ne yazıyor: Mısır tarlalarının ve mısır mahsulünün en büyük düşmanı domuzmuş! Mısır da memleketin en büyük gelir kaynağıymış!.. Köylünün fazla mısır mahsulü alması için... Anlıyor musun? Yani sizin iyiliğiniz için, domuzların öldürülmesi gerekliymiş!.. Siz, Türkçe bilmez misiniz? Domuzlar öldürülecek!..
– Anladım Bey, dedim, elbette domuzun öldürülmesi gerek. Sen domuzu göster, biz de öldürelim. Ama biz mısır ekmeyiz... Babalarımızın babaları da ekmezlerdi. Babalarımızın babalarının babaları da ekmezlermiş!..
– Ekin efendim, dedi, tembel tembel oturacağınıza mısır ekin! Mısırlara domuz gelsin, siz de domuzları vurun. Devletin emri de yerine gelsin!.
– Başüstüne, ekmesine biz ekeriz, ama Bey, bitmez ki... Bizim topraklarda mısır bitmez. Malum a, altı ay, bazı da sekiz ay kış olur, kar kalkmaz!
– Herşeye bir bahane buluyorsunuz! diye, bağırdı. Amerikan köylüsü kutuplarda buzun üstünde karanfil yetiştiriyor. Bir öğrenmişsiniz, olmaz... Bir Koltuk Nasıl Devrilir: Kafakan Beyin ve arkadaşlarının hırsız olduklarını gazeteler de yazdılar. Buna kimse aldırış etmedi.
Halk,
– Hiçbir işe yaramayan bir adam hırsız değil diye başbakan olacağına, iş yapsın da varsın hırsız olsun... diyordu.
Haklıydılar, çünkü Yaşasın Memleket Partisi de iktidardayken az hırsızlık yapmamıştı.