“İnsanın durup yazı yazdığı, görünmez, adsız bir nokta vardır, işte o nedenle yazdığım yerle onu çevreleyen kentin ilişkisini tanımlamak güç geliyor. Otel odalarında çok iyi yazı yazabilirim, otel odası denen o soyut, adsız mekânda, kendimi beyaz kâğıdın karşısında bulurum, kaçacak yerim yoktur. Ya da bu belki ben daha gençken geçerli olan bir ideal koşuldu, dünya oracıkta dururdu, kapının hemen ardında, göstergelerle tıklım tıklım dolu, bana her yerde eşlik ederdi, öylesine yoğun bir varlığı va