“Seni sevip sevmediğimi soruyorsun durmadan. Çok zor bunun karşılığını vermek, Milena, mektupla hiç veri-lemez hele. Bu yakınlarda yüz yüze gelirsek söylerim (nefessiz kalmazsam). Yalnız ne olursun, çağırma beni Viyana’ya, yazma bu konuda; gelmeyeceğim ama bu konuda ettiğin her söz, etime batan kızgın bir şiş sanki; yakıyor, geçmiyor acısı, gün geçtikçe daha da yakıyor. Bu istediğin olamaz.
Demek çiçek gönderdiler sana? Üzüldüm, üzüntümden ne çiçeği olduğunu anlayamadım yazından. Odanda