Mehmet Akif, yazma mesaisinin büyük kismini nazma harcamis bir fikir adami olarak tabiatiyla daha çok siirleriyle öne çikmis, onlarla anilmis, onlarla anlasilmaya çalisilmistir. Ancak her ne kadar siirini fikrin emrine vermis, Sezai Karakoç’un ifadesiyle, edebiyatimizda “siirle düsünme” kapisini açmissa da onu tek tarafiyla irdelemek, bu irdelemelerden çikarilanlarla degerlendirmek en azindan bizi bütüncül bir bakis açisinda alikoyar.Akif’in yasadigi dönemin tarihi ve sosyal sartlari, onu siirle