İnsan, toprağa saplanan ucu sivri bir mızrak gibi yüreğini parçalayan aşkın kudretine oracıkta boyun
eğer de yaralı olduğu halde hasretin ordusuyla tek başına cenk etme cesaretini kendinde nasıl bulur?
Galip geleceğine olan inancı, umudun derin ve karanlık dehlizlerinde, sönmeye yüz tutmuş bir
meşaleden yansıyan gölge oyunları değil de nedir? Korkunç bir hezimete uğranıldığı halde
ganimetlerin arsızca toplandığı tek muharebe, aşk muharebesi değil midir?
1940’lar Hatay… <