Kavak Yelleri - Ateş Gecesi - Bir Kadın Düşmanı

İnkılâp Kitabevi

Ürün Açıklaması

1-) Kavak Yelleri (Sayfa Sayısı 400)


“Karımı sevmiyor muydum? Ondan hoşnut olmamam için bir sebep mi vardı? Bunların hiçbiri değil. Celile, hele bu yaşadığımız zamanlarda aramakla bulunmaz bir kadındı. Kasabanın en zenginlerinden biri olduğumuz hâlde hiçbir eğlencede, süste, sefahette gözü yoktu. Çok temiz ve tutumlu idi. Evini her yerden ziyade severdi.”

Reşat Nuri Güntekin’den yaşadığı kayıpla “kökünden sökülme duygusu”na sürüklenen ve başında esen kavak yelleriyle hem dünü hem de bugünü sorgulamaya girişen bir doktorun dramatik hikâyesi…

Ünlü edebiyatçının hemen tüm romanlarındaki kahramanlar gibi idealist fikirleriyle ön plana çıkan Doktor Sabri Bey, İstanbul’da tamamladığı tıp eğitiminin ardından geldiği Anadolu’da halka hizmet etmeyi üstün bir görev bilinciyle kabullenir. Burada tanıştığı Celile ile evlenen ve kasabalının hem sevgisini hem de takdirini kazanan Doktor, eşinin vakitsiz ölümüyle, geldiği yer ile yurt edindiği yer arasında ait olduğu yeri aramaya başlar ve bir yabancılaşma duygusuna sürüklenir.

Güntekin’in, “küçük insanların dostluğuyla şöhret almış bir demokrat” olarak resmettiği Doktor’un hikâyesini ele aldığı romanı Kavak Yelleri, Cumhuriyet’in ilk yıllarında taşradaki yaşama ve Türk Modernleşmesi’ne yakından bir bakış sunuyor.


2-) Ateş Gecesi (Sayfa Sayısı 256)


“Zaten gençken de hiçbir büyük his ve maksadın, hiçbir büyük hayalin adamı olmuş değilimdir. Aşklarım oldu: Küçük. Mevki, para, şöhret, gösteriş arzularım oldu: Küçük. Zaman zaman kalkınışlarım, bazı fedakâr ve kahraman jestlerim oldu: Küçük ve süreksiz... Hiçbir illüzyon ideali uzun zaman devam ettiremedim.”

Reşat Nuri Güntekin’in olgunluk dönemi romanlarından Ateş Gecesi, aşka ve insan ruhunun açmazlarına dair gerçekçi bir bakış açısı sunuyor.

Çocuk yaşında, politik sebeplerle Milas’a sürgün edilen Kemal Murat ile Afife’nin aşk hikâyesinin fonunda dönemin siyasi ortamını ve toplumsal dinamiklerini resmeden anlatı, çevre tasvirlerindeki ustalıkla da öne çıkıyor. Aşkın saf bir duygu olarak başlayıp, hastalıklı ve aşırı bir yöne savrulmasını incelikle işleyen usta yazar, bedensel ve duygusal hazzın alevlenmesini ve sönümlenmesini “ateş gecesi” metaforuyla satırlara taşıyor.

Reşat Nuri Güntekin, Ateş Gecesi’yle edebiyatımızın en gerçekçi aşk romanlarından birini gelecek kuşaklara miras bırakıyor.


3-) Bir Kadın Düşmanı (Sayfa Sayısı 152)


“Homongolos kuvvetli, zeki, metîn, iradeli, şen, hatta biraz zevzek ve maskara denecek kadar şen bir adamdır. Fakat taş gibi hissizdir... Ölene acımaz, ıztırap çekene güler... Sevgi ve şefkati gülünç bir zaaf addeder... Aşk onun için bir manasız masaldır... Ana, baba, kardeş, evlat muhabbeti onun için izah edilemeyecek bir muammadır... Bu nokta-i nazardan Homongolos hakiki bir makineden farksızdır...”

Edebiyatımızın unutulmaz isimlerinden Reşat Nuri Güntekin’in kaleme aldığı bu eserde Homongolos Ziya ile Sâra arasında yaşananlar eşsiz bir kurgu ve yalın bir dille anlatılıyor. Başta Sâra’ya kaba davranıp onu küçümseyen Ziya, ondan hiç beklenmedik bir karşılık alıyor. Zengin, güzel ve şımarık bir kızın intikam oyunu sonun başlangıcı oluyor.

Namıdiğer “Çirkinin Romanı”, fiziksel çirkinliği, karşılıksız bir aşkla birleştirip önyargıların insan hayatındaki etkilerine dikkat çekerken hazin öyküsüyle yaklaşık yüz yıldır her okunuşta yüreklerde derin izler bırakıyor.



Ürün Özellikleri