Yirminci yüzyıl, on sekiz ve on dokuzuncu yüzyılın “gün ışığı dünyası” ile karşılaştırılarak bir “gece karanlığı,” bir “endişe çağı” olarak isimlendirilmişti. Bu yüzyıl herhalde “derin endişe çağı” olarak isimlendirilmeli. Modern insan, iddia edildiği üzere manevi bir boşlukta yaşamakta. T. S. Eliot’dan alıntılarsak, o, çorak bir ülkede yaşayan, içi oyuk, kof bir adamdır.
Ekonomik ve sosyal durumu, eğitim düzeyi ve yaşı kaç olursa olsun, herkes endişeler ağına düşmüş, kurtulmaya çalıştı