Seyyahatname: Gelgelelim, saygımdan dilim damağıma dolanarak, Hızır Aleyhisselâma "Bir zengin olsam ben!” diyecek yerde, başımın ateşinden mi, şanssızlıktan, yoksa şaşkınlıktan mı, her nedense,
– Bir gezgin olsam ben! demişim.
Hızır bir kahkaha atıp,
– Senin gibi şaşkına Hızır neylesin?.. Zengini, gezgini birbirine karıştırırsın hey kafasız! İstediğin gezgin olmaksa, haydi gez, dolaş! Tanrı seni gezgin eylesin! dedi. Demesiyle gözden yitip karanlıklarda yok oldu. Mahmut İle Nigar: ...Sizin de malimaliniz olaraktan arzettiğiniz gibi ben üç sınıflı koy mettebinden çıktıktan sonra, Hamzaağa, kızı Binnez’i bana vermeyincek, ben de koye kahredip gurbete çıkmıştım. Vatanî vazifemi ifa için eskere gittiğimde, son derecedeki çalışkanlığım göze bataraktan onbaşı ürütbesine kadar terfi ettiğim gibi; böyük bi haksızlığa kurban giderekten çavış terfiyesini bana taktırmayarak hakkımı yediler. İşte o zamandanberidir ki ruhumda haksızlığa karşı isyan taşımakta olup, içimde muhaliflik damarları kabarmış bulunuyordu. Deliler Boşandı: Gazeteci yeni tımarhane müdürüne soruyordu:
– Siz daha dün, delileri kaçırmamak için çalışanlar arasında değil miydiniz?
Müdür bu soruya,
– Evet, diye karşılık veriyordu.
– İçeri kapatılanların akıllı olduklarını bilmiyor musunuz?
– Biliyorum.
– Sizi buraya kim müdür yaptı?
– Deliler.
– Öyleyse, nasıl oluyor da, kendiniz de akıllı olduğunuz halde içerdeki akıllı arkadaşlarınızı dışarı bırakmıyorsunuz?
Müdür bu soruya çok kısa ve kesin şu cevabı vermişti:
– Arkadaş, vazife vazifedir. İşte o kadar.