228,80 TL
Yıpranmış bir fotoğraf, bir çekmecenin içinde yıllarca unutulmuş gibi. Kimse ellememiş, kimse bakmamış gibi. Boş bir odada yalnız kalmış eşyalar gibi düşün. Eşyalar da üşüyor gibi olsun. Kimsesizlermiş gibi. Büyük bir sırrı saklıyormuşlar gibi. İhanete uğramışlar gibi. Birçok hatırayı üstlerinden atıp bir cekete kalmışlar gibi. Ceket soğuk, buruşuk ve ütüsüz. Astar da çekmecede, görmüyoruz ama biliyoruz. Ceketi buraya bırakan kim? Neden bir terzi işini eksik bırakmış? Ceketin sahibinin intikamı mı bu, yoksa içine giremediği ceketi suçlayan astar mı haklı?
Zonguldak’tan Ankara’ya uzanan yol, kaybolmuş eşyalar, bilinmeyen yaralar ve suskun büyüklerin gölgesi derken Özlem fark eder ki, bazen insanı koruyan şey, anlatılmayanlar. Ablası Meltem’le bitmeyen sürtüşmeler, bir türlü iyileşmeyen kırgınlıklar, geçmişten gelen yarım hikâyeler onu kendi gerçeğine götürür. Kutulara kaldırılmış yazılar, yırtılmış fotoğraflar, geceye sızan rüyalar ona bir şey fısıldar: Bu evde saklanan bir şey var. Bir çatı, geçmişe bu kadar sadık, geleceğe bu kadar vefasız olabilir miydi?
Özlem, evin görünmeyen astarına dokunduğunda büyümenin acı ve iyileştirici yanlarını öğrenecektir.
Astar, genç bir kızın aile içindeki çatlaklardan sızan büyüme hikâyesini anlatan etkileyici bir ilk roman.