Araba Sevdası
Bihruz Bey yarım yamalak eğitim görmüş, şımarık, hayalperest ve mirasyedi bir vezir çocuğudur. Çalıştığı daireye arada bir uğrayan bu Tanzimat gencinin şık giyinmek, lüks arabasıyla mesirelerde boy göstermek, Beyoğlu’ndaki mağazalardan pahalı siparişler vermek ve konuşurken Fransızca sözcükler kullanmak gibi özenti zevkleri vardır. Bir gün piyasa etmek için Çamlıca Bahçesi’ne giden Bihruz Bey lüks bir landoda çok güzel bir kadın görür ve hemen âşık olur. Adının Periveş olduğunu öğrendiği ve yüksek sınıftan sandığı bu kadınla iletişim kurmaya çalışır ancak sonuç alamaz. Zamanla yemeden içmeden kesilir ve kafasında hayali sevgilisiyle yaşadığı bir dünya kurar. Yalancılığıyla meşhur arkadaşı Keşfi Bey’den sevgilisinin öldüğünü öğrenince bu ölüme kendi aşkının ve sevgilisine gönderdiği mektupta yanlış seçilen bir şiirin sebep olduğuna inanır. Kendini affettirmek için bu sefer de Periveş’in mezarını aramaya başlar. Recaizade Mahmut Ekrem, Araba Sevdası’nda yarattığı Bihruz tipiyle bir yandan özenti alafrangalık eleştirisi yaparken öte yandan dönemin edebiyat dünyasında yaygın olan romantik akımla da alay etmekten geri durmaz. “Bütün roman bir şakaya benzer. Hatta ölüm bile bir şakadır ve yalandır. Aşk bir şakadır yahut yanlışlıklar komedisidir. Fakat gizli zembereklere gelince iş değişir. Terbiye ve değerler yokluğunda Recaizade en sarih dille konuşur.”
Ahmet Hamdi Tanpınar
Recaizade Mahmut Ekrem (1847-1914) İstanbul’da doğdu. Küçük yaşta babasından Arapça ve Farsça öğrendi. Beyazıt Rüştiyesi ve Mekteb-i İrfan’dan sonra eğitimine Harbiye İdadisi’nde (Askeri Lise) başladıysa da hastalık sebebiyle devam edemeyerek ikinci sınıftayken okulu bıraktı. Hariciye Mektubi Kalemi’nde çalışırken eski şiir taraftarı bazı şairler ve Namık Kemal gibi yenilikçi gençlerle tanıştı. Bu yıllarda bir yandan Divan şiirine benzer şiirler kaleme alırken, diğer yandan da Fransızcadan yaptığı çeviriler üzerinden Batı edebiyatını tanıdı. İlk edebi yazıları Tasvir-i Efkâr ve Hazine-i Evrak gibi gazete ve dergilerde yayımlandı. Namık Kemal, Avrupa’ya kaçarken Tasvir-i Efkâr’ı Recaizade Mahmut Ekrem’e bıraktı (1867). Çeşitli memurluklardan sonra Mekteb-i Sultanî (Galatasaray Lisesi) ve Mekteb-i Mülkiye’de edebiyat hocalığı yaptı (1880-1887). Bu yıllarda verdiği dersleri Talim-i Edebiyat adıyla kitaplaştırdı. Kitap, edebiyat dünyasında çeşitli tartışma ve polemiklere sebep oldu. Mekteb-i Mülkiye’den öğrencisi Ahmet İhsan’a, yayımladığı Servet-i Fünun dergisini yeni edebiyat anlayışını savunan gençlere açmasını tavsiyesi üzerine Edebiyat-ı Cedide topluluğu kuruldu (1896). Şiir, tiyatro, hikâye ve roman türlerinde yazdığı eserlerinden en önemlisi, romantizmden realizme geçiş köprüsü olarak değerlendirilen Araba Sevdası’dır. Recaizade Mahmut Ekrem’in eserlerine dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.