On ikinci yüzyılda kendi türünün tek örneği olan Âlimin Eğitimi, Hindistan'dan Mısır'a kadar uzanan Doğu dünyasında şekillenen hikayelerin hem biçim olarak hem de fikir olarak Batı dünyasıyla örtüşebileceğini gözler önüne serer. Doğu kültüründeki geleneğin Hintçe, Farsça, Arapça, Yunanca üzerinden aktarımı o güne değin yerleşmişken, Batı dünyasına Latince üzerinden aktarımın özellikle "basit" hikayeler aracılığıyla başarılı bir şekilde gerçekleştirilebilmesi Âlimin Eğitimi eserini önemli kılar.