Mektubun gün biterken ulasti elimize. Cumartesi'ydi. Avignon'dan dönmüstük. Kale içine kurulmus o tiyatro-sehirden yorgun argin dönmüstük. Üzerine "Dost Dergisi ve Yayinlari" yazilmis bir zarftan çikiverdin karsimiza. Tek gözlü evimize buyur ettik seni. BBC'nin Türkçe yayinini dinledik birlikte. Sonra mektubunu tekrar okuduk. Orhan SudaBazen seni öylesine hüzünlü, bir derinlikte mi diyeyim, yogunlukla mi diyeyim, anliyorum ki. Bir garip yalnizlik bu. Düsünceni ve sözünü karsindaki/nin/lerin