Her kadın, annesinden devraldığı görünmez bir sandığın anahtarıyla doğar.
Kimi o sandığın içinden şefkat çıkarır, kimi suskunluk…
Kimi kendini büyütür, kimi geçmişin gölgesinde kaybolur.
Efnan, annesinin izini sürerken kendini geçmişin karanlık tünellerinde, dedelerin suskunluğunda, babaların öfkesinde, annelerin susup içine attığı yangınlarda bulur.
Zamanın çizgileri silinir; bilinçaltının derinliklerinde, kendi Hira’sında yüzleşmediği ne varsa bir bir karşısına çıkar.