glan, kizin yolunu bekliyordu pencerenin önünde. Kiz, susuz topraklarin hiç tanimadigi, alisinca da vazgeçemedigi bir su gibi akarak geliyor; pencereye, gün boyu beklenmis bir gülücük taktiktan sonra ardinda çiçek kokulari birakarak karsidaki köhne eve giriyordu. Sonra bahçe aksama yakalaniyordu.Serin gecenin içinde kayan tasra otobüsleri, sehri bilen hemseriler, alacakaranlik bakan adamlar, eskisi gibi olmayan gökyüzü, yorgun düsmüs ameleler, kum tasi, harç kar, tugla getir… Soseler, çitir çiti