Osmanlı Kanonu, çokdilli bir imparatorluğun edebi mirasını yeniden düşünmeye çağırıyor. Türkçe, Arapça ve Farsça geleneklerin kesiştiği bu dünyada “kanon”un nasıl kurulduğunu, hangi metinlerin merkeze alınıp hangilerinin dışarıda bırakıldığını sorguluyor.
Ziya Paşa’nın Harâbât’ından Ahmet Midhat ve Muhammed el-Müveylihî’nin romanlarına, Corcî Zeydân’dan Tanpınar’a uzanan bir çizgide, edebi mirasın ulus-devlet sınırlarını aşan dolaşımını izliyor. Kanonu yalnızca bir metinler bütünü değil