Leyla ile Mecnun: Aşk cana yangın salar yakıp yıktığı candır
Aşkın kıydığı canlar tarihlere destandır
Aşka yanmak nicedir şundan da bilirim ki
Her seven ayrı mecnun bencileyin yamandır Toros Canavarı: Gülay,
– Neler söylüyorsun ağabey, dedi, babamın polisle ne işi olurmuş?
Mehpare Hanım,
– Şimdi yüreğime inecek, dedi. Öyle bir adam ne yapar da polis tutarmış?
Metin korkulu bir sesle, teker teker:
– Gazeteler aylardanberi bir Toros Canavarı’ndan söz ediyorlar ya...
– Eeee?..
– Evet?..
– İşte o Toros Canavarı babammış... Polis öyle söyledi. Yakalamışlar babamı. Babam Toros Canavarı’ymış...
Mehpare Hanımdan, "Ayy...” diye bir ses duyuldu. Kadın yere yığıldı. Ve bu sırada tavandaki delikten üçünün de üstüne bir kova su döküldü. Büyük Grev: Bütün yaşamımda kalem kavgasına ilk atılan, kavgayı çıkaran ben olmadım. Hiçbir kalem kavgasına da isteyerek girmedim, hep itilmişimdir. Bu kez de öyle oldu. Ama saldırılmışsam, ama üstüme üstüme gelinmişse, kavgadan kaçamam. Kalem kavgasında ille de yengin gelmeyi düşünmem. Yanılgım gösterilmişse teşekkür ederek özür dilemenin kavga etmekten daha büyük yiğitlik olduğunu bilirim.
"Büyük Grev” adlı masal-öyküm dolayısıyla yapılan saldırılara yanıtlarım, takım tutan saldırganlar için değildir. Çünkü onlar, kendilerine her ne anlatılırsa anlatılsın, önceden neyi ve nasıl anlamak istiyorlarsa ancak onu anlayacaklardır. Önyargılıdırlar. Bu yanıtlarımı, bu sevimsiz kalem kavgasında önyargılı olmayanları uyarmak için yazdım.