“Günes Avrupa Yakasi’ndaki bina siluetlerinden olusan kare, dikdörtgen, Galata Kulesi’ni sayarsak üçgen tepeciklerin üstünden geçiyor, bin bir türlü renkle, biçimle… arkalarina sokuluyor sonra… Evleri yollari ezip geçiyor diye çat çut gibi sesler isitmeyi bekliyor insan… Oysa o, böyle seslere meydan vermez, gücü geregi hep naziktir, hep zarif… Kentin batida kalan, benim biyolojik gözlerimle daha fazla göremedigim o tarafini da o kendi hidrojen gözleriyle süzecek… Her yapinin, arabanin, bisikleti