Fil Hamdi: Ramazan cebinden bisürü resim çıkarır, karıştırır.
– Bu benim oğlanın resmi... Bu askerlik hatırası. Bu kimdi Mahmut?
– O mu? Şey olacak... Eroin kaçakçısı Duman Ali... Bu da otel faresi Suphi... Resimler birbirine karışmış. Bul şu Fil’i be Ramazan!
Mahmut’la Ramazan resimleri karıştırırlar, Fil Hamdi’nin resmini ararlar.
– Çabuk ol Mahmut... Herif salebi içti, kaçacak... Bak, nasıl bakıyor etrafına!
– Buldum, şu resim olacak. Tamam, ta kendisi!
Şüphelendikleri adamın yanına giderler.
– Hemşerim, şöyle dursana...
Bir resme, bir de adamın yüzüne bakarlar.
– Bir de yan dur bakayım.
– A-ah, benzemiyor be Ramazan.
– Bikez de komiser bey görsün Mahmut. Belki o benzetir.
– Hemşerim, haydi yürü... Karakola kadar gideceksin. Koltuk: Tramvay Galatasaray’a gelmişti. Biletçi durmadan Habip’in çocuklarını anlatıyordu. En sonunda vatman da dayanamadı, başını kapıdan içeri uzattı. Herhalde biletçiye, "İşine bak !” diye çıkışacaktı.
– Kimmiş o Fenerli ulan? diye sordu.
Yolculardan biri,
– Ne o, beğenmedin mi? dedi, Benim. Ne olmuş?
Vatman büsbütün içerledi:
– Arkadaş, ben arabamda Fenerli yolcu taşıyamam. İn aşağı!..
Yolcu,
– Asıl eşeklik bende ki, senin gibi Beşiktaşlı vatmanın arabasına binmişim, dedi arabadan atladı. Aşkım Dinimdir: Çıplak gözle görünemeyen gerçekleri, biz yazarlar uydurmalarımızla çok daha gerçek olarak, dıştan görünenin iç yüzünü ve arka yüzünü de göstermeye çalışarak anlatıyoruz.
Hayır, hayır... Siz yetmiş yaşınızdan sonra, dinsizken girdiğiniz yeni dine, o dinin en doğru din olduğuna gerçekten inandığınız için değil, sevdiğiniz genç ve güzel kadının dini olduğu için girdiniz.
Unutmayınız Bay Garanda, gerçek aşk, "Aşkım tahtımdır! Aşkım tacımdır!” diyenlerin değil, "Aşkım dinimdir! Aşkım yaşamımdır!” diyenlerindir.