Yagmurlardan artakalmis bir tasra sehriydi. Sular, çer çöp ne bulduysa getirip saga sola rastgele birakmis, topragi çizik çizik oymus, bir sürü irili ufakli tasi ortaya çikarmis, sonra geride koyu bir hüzün, iç sikintisi, donuk kül rengi bir gökyüzü birakip gitmisti. Yagmurla birlikte insanlar da, hayat da çekip gitmisti sehirden sanki. Bademligin altinda, tepenin dibinde, ergenligin derinlerinde bir yer... Tasra otobüsleri, dagin kisi, ormanin gürültüsü... Çökelez’in Kadir, bizim Ilhami, Salih