“Çocukluğumun belki en garip hâtırası, bu seyahatin sonucudur. Teşrinievvele (Ekim 1916)
doğru Antalya’ya doğru gelirken, denizi ilk gördüğümüz yerde, ailece her zaman yaptığımız
gibi, arabadan inmiştik. Ben sevincimi göstermek için havaya bir el revolver sıktım. Annemin
ölümünü bir türlü unutamayan ve yıllarca bize yanında gülmeyi meneden babam, beni
tokatladı. Hakkı da vardı. Ben gerçekten, bu yolculukta gördüklerimin, duyduklarımın
hepsini, Akdeniz iklimini, denizi görmüşt