Hızın, gürültünün ve unutuşun sıradanlaştığı bir çağda, insan bazen en çok kendini kaybeder.
Kaybolmadan, hazır bir yol tarifi sunmuyor; durmayı, bakmayı ve hatırlamayı öneriyor. Değerlerin nasıl sessizce aşındığını, vicdanın gündelik hayatta nerede inceldiğini ve “insan kalmanın” neden her zamankinden daha zor olduğunu sorguluyor.
Banu Tozluyurt; bireysel hafızadan toplumsal belleğe uzanan, ince bir yolculuğu anlatıyor.
Küçük anların büyük derslerine, unutuls