“Bir kaşık daha annecim...”, “Uçak geliyor, aç bakalım ağzını...”, “Bitirmezsen parka gidemeyiz.” Bu cümleler size de tanıdık geliyor mu? Yemek saati yaklaştıkça içinizi bir endişe kaplıyor, hazırladığınız onca şeyin yine yarısının tabakta kalacağını düşünerek iç mi çekiyorsunuz? Hele bir de çocuğun iştahsız olması durumu sürekli hâle geldiyse “Acaba bir sorun mu var?”, “Büyümesi etkilenir mi?”, “Nerede yanlış yapıyorum?” gibi sorularla boğuşmak kaçınılmaz oluyor. Bu endişeyle hemenen uygun ek besin arayışına girmek yerine, durumu anlamaya çalışmak çok önemli.
Az önce verdiğimiz örnekleri bizzat yaşadıysanız merak etmeyin, bu durumların aynısı ya da bir benzeri, başka evlerde de yaşanıyor. Özellikle 1-5 yaş arasındaki çocuklarda iştah dalgalanmaları, seçicilik ve hatta yemek reddi oldukça sık görülüyor. Büyüme hızlarının bebeklik dönemine göre yavaşlaması, keşfetme meraklarının yemek yeme isteğinin önüne geçmesi, “Ben yapacağım!” diyerek bağımsızlıklarını ilan etme çabaları gibi pek çok doğal sebep, iştahsız çocuk tablosunu ortaya çıkarabilir. Fakat bu durumun doğal olması, bizim bu süreci daha sağlıklı ve huzurlu yönetemeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Gelin, hem uzmanların hem de deneyimli ebeveynlerin iştahsız çocuklara önerileri doğrultusunda, bu zorlu ama aşılabilir durumla başa çıkmanın yollarını değerlendirelim.
Yemek saatlerini kâbusa çeviren mücadeleyi, daha keyifli ve yapıcı bir sürece dönüştürmenize yardım edecek, iştahsız çocuğa yaklaşım konusunda işinize yarayacak bazı yöntemler aktarmaya başlayalım. Bunları, etkili iştahsız çocuğa yemek yedirme yöntemleri olarak da görebilirsiniz. Hazırsanız, başlayalım:
En temel göreviniz, sağlıklı ve dengeli besinleri hazırlayıp uygun zamanlarda çocuğunuza sunmak. Onun göreviyse neyi ve ne kadar yiyeceğine karar vermek. Evet, kulağa başta biraz zor gelebilir ama çocuğunuzun kendi açlık-tokluk sinyallerini dinlemeyi öğrenmesi, ömür boyu sağlıklı bir yeme alışkanlığı kazanması için çok önemli. Tabağındaki her şeyi bitirmesi için baskı yapmak, genellikle ters teper ve yemek saatlerini bir güç savaşına dönüştürür. Bırakın, kontrol onda olsun, tabii ne yiyeceği konusunda seçenekleri siz belirledikten sonra.
Yemek saatleri asla gerginlik ve stres zamanı olmamalı. Mümkün olduğunca ailece masaya oturun; siz de kendi yemeğinizi keyifle yiyin ve çocuğunuza olumlu rol model olun. Yediği veya yemediği şeyler hakkında sürekli yorum yapmaktan, eleştirmekten, yalvarmaktan ya da “Bitirirsen çikolata veririm” gibi rüşvetlerden ve “Yemezsen çizgi film yok!” gibi tehditlerden ise kesinlikle kaçının. Bu tür yaklaşımlar, yemeği bir görev veya pazarlık unsuru hâline getirir, çocuğun, sağlıklı besinlere karşı olumsuz duygular geliştirmesine neden olabilir. Sakin, huzurlu ve keyifli bir ortam, çocuğun yemeğe karşı daha istekli olmasını mümkün kılar.
Çocuklar, rutinleri severler ve ne zaman ne olacağını bilmek onlara güven verir. Her gün yaklaşık aynı saatlerde 3 ana öğün ve 2, yaşa göre belki 1 ya da 3 sağlıklı ara öğün sunmaya gayret gösterin. Öğün süresini de makul tutun, örneğin 20-30 dakika, gayet ideal. Süre sonunda yememişse, tabağını zorlamadan, yorum yapmadan kaldırın ve bir sonraki öğün/ara öğün saatine kadar sadece su teklif edin. Bu sayede çocuğunuz, açlık duygusunu tanır ve öğün saatlerinde yemeye daha istekli hâle gelir. “Acıkınca yer” mantığı, aşırıya kaçmadıkça genellikle işe yarar. İştahsız çocuklara kahvaltı saatinin düzenli olması, güne enerjik başlamaları açısından önemlidir, bunu unutmayın.
Öğün aralarında sürekli bir şeyler atıştırmak veya özellikle süt, meyve suyu gibi içecekleri fazla tüketmek, ana öğünlerdeki iştahı bıçak gibi kesebilir. Ara öğünlerde de cips, bisküvi, çikolata gibi boş kaloriler yerine meyve, yoğurt, kuruyemiş -mümkünse çiğ kuruyemiş tabii- gibi besleyici seçenekler sunun. İçecekleri öğün sırasında veya sonrasında vermeye çalışın, öğünden hemen önce küçük midesini doldurmasına engel olun.
Çocuğunuza veya başkalarına sürekli “Benimki çok iştahsız.”, “Hiçbir şey yemiyor.”, “Çok seçici…” gibi etiketler yapıştırmaktan kaçının. Çocuklar bu etiketleri duyar, benimser ve buna göre davranmaya devam edebilirler. Onun yerine olumlu yönlere odaklanın, denediği küçük bir lokmayı bile takdir edin.
Çocukların yeni bir yiyeceği sevmesi zaman alabilir; bu noktada bir yiyeceği reddettiğinde sakın ama sakın pes etmeyin. Farklı zamanlarda; haşlama, fırınlama, buharda pişirme gibi yöntemlerle ya da yanında sevdiği bir yiyecekle birlikte tekrar tekrar ama ısrar etmeden yemeği sunun. Bazen bir yiyeceği kabul etmeleri için 10-15, hatta daha fazla deneme gerekebileceğini aklınızda bulundurun; sabırlı, istikrarlı ve tutarlı olun.
Bazen yalnızca tabağın görünümü ve yemeğin sunumu bile fark yaratabilir. Sebzelerden komik suratlar yapmak, renkli yiyecekleri bir arada kullanmak, kurabiye kalıplarıyla farklı şekiller vermek gibi yaratıcı sunumlar, yemeği daha cazip kılabilir. İnternette bulabileceğiniz veya kendi yaratıcılığınızla geliştireceğiniz iştahsız çocuğa yemek tarifleri ararken sunumu keyifli hâle getirme odaklı olanları deneyebilirsiniz.
Çocuklar, hazırlığına katıldıkları yemekleri yemeye daha istekli olurlar. Çocuğunuza, yaşına uygun; salatayı karıştırmak, sebzeleri yıkamak, masayı kurmaya yardım etmek gibi küçük görevler verin. Bu hem sorumluluk duygusunu geliştirir hem de yiyeceklerle olumlu bir bağ kurmasına katkı sağlar.
Pek çok ebeveyn, iştahsızlığın temelinde bir vitamin veya mineral eksikliği olabileceğinden endişelenir ve çözüm olarak iştahsız çocuğa vitamin takviyesi vermeyi düşünebilir. Lakin bu tür takviyeler doktor kontrolünde ve tavsiyesiyle kullanılmalı. Gereksiz veya yanlış kullanılan vitaminler faydadan çok zarar getirebilir. Doktorunuz, çocuğunuzun genel sağlık durumunu ve büyümesini değerlendirdikten sonra gerekirse kan tahlilleriyle bir eksiklik olup olmadığını belirleyebilir ve ancak o zaman uygun bir takviye önerebilir. Kendi başınıza takviye vermek yerine, her zaman önceliğiniz dengeli ve çeşitli beslenme sunmak olmalı. Eğer bebeğiniz daha küçükse katı gıdaya geçişte zorlanıyorsa ya da özel beslenme ihtiyaçları varsa doktorunuzun önereceğien iyi bebek maması seçeneklerini değerlendirmeniz yerinde olur.
Eğer çocuğunuz sürekli kilo kaybediyorsa, büyüme eğrilerinde belirgin bir düşüş varsa, yutma güçlüğü çekiyorsa, yemek sonrası sürekli kusuyorsa, aşırı hâlsiz ve düşük enerjili görünüyorsa ya da sadece birkaç çeşit yiyeceği kabul ediyorsa, altta yatan tıbbi bir nedeni ortadan kaldırmak adına mutlaka doktorunuza danışmalısınız.
Evet, iştahsız çocuğa yemek yedirme yöntemleri arayışı bazen yorucu hâle gelebilir ama unutmayın ki hedefimiz sadece çocuğumuzun karnını doyurmak değil, bununla birlikte onun yemekle sağlıklı, pozitif ve ömür boyu sürecek bir ilişki kurmasını sağlamak. Baskı, zorlama ve endişe yerine sabır, sevgi, tutarlılık ve yaratıcılıkla yaklaştığımızda, yemek saatleri bir savaş alanı olmaktan çıkarak zamanının gelmesi iple çekilen, keyifli bir aile paylaşımına dönüşebilir.
Çocuğunuzun beslenmesini destekleyecek sağlıklı atıştırmalıklar, eğlenceli tabaklar, mama sandalyesi gibi ihtiyaçlarınız veya doktorunuzun önerdiği takviyeler için Pazarama'nın geniş ürün yelpazesine göz atabilirsiniz. Minik gurmenizin yemekle barışmasına yardımcı olacak her şey Pazarama'da sizleri bekliyor.