Çocuklarımızın iç dünyası, bazen çözülmesi gereken karmaşık bir bulmacaya dönüşebiliyor. Güneşli bir günde patlayan ani bir gök gürültüsü gibi gelen öfke patlamaları, görünürde bir sebep yokken bastıran hüzünler, “hayır” kelimesine karşı geliştirilen sarsılmaz dirençler ve daha nicesi... Ebeveyn olarak bu duygusal gelgitlerin ortasında kendimizi bazen bir tercüman, bazen bir arabulucu, bazen de çaresiz bir gözlemci gibi hissedebiliyoruz. Özellikle öfke ve stres gibi başa çıkması zor duygular sahneye çıktığında, “Ona nasıl ulaşacağım?”, “Bu duyguların dilini nasıl çözeceğim?” soruları zihnimizde yankılanıp duruyor.
İçinizi rahatlatacak bir gerçek var ki çocukların duyguları karmaşık olsa da anlamsız değil. Her duygu, bir ihtiyacın, bir sınırın ya da bir zorlanmanın sinyali aslında. Bizim görevimiz ise bu sinyalleri doğru okumayı öğrenmek ve en önemlisi, çocuklarımıza kendi duygusal pusulalarını kullanmayı öğretmek. Çocuklarda duygu yönetimi, onlara hayat boyu eşlik edecek en değerli becerilerden birini kazandırmak demek. Dilerseniz gelin, bu önemli yolculukta çocuklarımıza nasıl eşlik edebileceğimizi, onların duygusal haritalarını birlikte nasıl çıkarabileceğimizi konuşalım.
Çocuklarımızın duygusal tepkilerinin, biz yetişkinlerden farklı olmasının biyolojik ve gelişimsel nedenleri var. Beyinlerinin dürtü kontrolü, planlama ve mantıksal sonuç çıkarma gibi işlevlerden sorumlu ön bölgesi (prefrontal korteks) henüz tam olarak olgunlaşmamıştır. Bu, onların duygularını bir yetişkin gibi anında düzenleyememeleri, ani tepkiler vermeleri ya da duygularının esiri olmuş gibi görünmeleri anlamına gelir. Tabii bu bir kusur değil, bilakis gelişimlerinin doğal bir parçasıdır. Bununla birlikte her çocuğun duygusal yapısı farklıdır. Kimi daha hassas, kimi daha dışa dönük, kimi daha içe kapanıktır. Çocuklarda duygu dediğimiz şey, bu bireysel mizaç özellikleriyle de şekillenir. Burada önemli olan nokta; öfke, korku, üzüntü gibi “zor” olarak etiketlediğimiz duyguların da en az sevinç kadar doğal ve gerekli olduğunu kabul etmemiz. Öfke bir sınırın aşıldığını, korku bir tehlikeyi, üzüntü bir kaybı veya hayal kırıklığını işaret edebilir. Çocuklarda duygu eğitiminin amacı da bu duyguları bastırmak değil, aksine onları anlamak, kabul etmek ve sağlıklı yollarla ifade edebilmektir.
Küçüklere duygularıyla başa çıkmayı öğretmek, onlara âdeta bir “duygusal ilk yardım çantası” hazırlamaya benziyor. Peki, bu çantaya hangi araçları koyabiliriz? Gelin adım adım değerlendirelim:
Çocuklar, özellikle stresli anlarda bizim duygusal hâlimizden çok etkilenirler. Biz paniklediğimizde onlar daha çok korkar, biz öfkelendiğimizde onlar daha çok savunmaya geçerler. Kendi duygularımızı fark etmemiz, derin bir nefes almamız ve sakin bir ses tonuyla yaklaşmamız, onların da sakinleşmesine olur. Bizim sakinliğimiz, onlar için güvenli bir liman anlamına gelir.
Bir duyguyu yönetebilmenin ilk adımı onu tanımaktır. Günlük sohbetlerinizde çocuklarınıza duygulardan bahsedin. Kendi hislerinizi basitçe ifade edin. Mesela gündelik yaşantınızdan örnekle “Trafik biraz canımı sıktı.” gibi cümleler kurabilirsiniz. Onların yüz ifadelerinden, beden dillerinden yola çıkarak duygularını tahmin edin ve onaylayın. Kitaplardaki, çizgi filmlerdeki karakterlerin hisleri üzerine konuşmanız, çocuklar için duygularla iletişim kurmayı kolaylaştırır ve duygusal kelime dağarcıklarını zenginleştirir.
Türk toplumunda belirli oranda kabul gören “Erkekler ağlamaz!” gibi ifadeler ya da “Bunun için kızılır mı?” şeklindeki sözler, çocuğun duygularını değersizleştirir. Bunun yerine, sakin şekilde “Şu an çok öfkeli olduğunu görüyorum”, “Hayal kırıklığına uğramak senin için çok can sıkıcı olabilir.” gibi cümlelerle onun iç dünyasına ayna tutun. İlk etapta bu tür cümleleri kurmak, biraz garip hissettirebilir ama zamanla çocuğunuzdan gelen geri bildirimlerle bu yaklaşımın ne kadar işe yaradığını kendiniz de görebilirsiniz. Bunun yanında duyguyu hissetmenin normal olduğunu fakat bu duyguya verilen şiddet odaklı tepkilerin kabul edilemez olabileceğini net bir dille, yine sakin kalarak anlatın. Bu, duyguyla davranış arasındaki önemli ayrımı kavramasına zemin hazırlar.
Yoğun duygular içindeyken mantıklı düşünmek zordur. Çocuklara somut sakinleşme yöntemleri öğretmek, kontrolü yeniden kazanmalarına yardımcı olur. Bu yöntemlerden biri, nefes oyunlarıdır. “Kızgınlık balonunu üfleyip patlatalım!”, “Kokulu bir çiçeği koklayıp doğum günü mumunu söndürelim.” gibi oyunlarla derin ve yavaş nefes almayı eğlenceli hâle getirin. Bir diğer yöntem ise enerji boşaltma. Yastıklara yumruk atmak -tabii güvenli bir şekilde-, odasında zıplamak, hızlıca koşup gelmek gibi kontrollü fiziksel aktiviteler, biriken gerginliği ortadan kaldırabilir. Güvenli alan da yöntemlerden biri. Evde, onun seçtiği; yumuşak bir battaniye, sevdiği birkaç kitap, sakinleştirici bir oyuncak gibi eşyalarla oluşturulmuş bir “mola köşesi” veya “düşünme sandalyesi” hazırlayın. Zorlandığında oraya çekilip sakinleşebileceğini bilsin. Önereceğimiz son yöntem duyusal odaklanma. Oyun hamuruyla oynamak, stres topunu sıkmak, kinetik kumla uğraşmak veya sakinleştirici bir müzik dinlemek gibi duyulara hitap eden aktiviteler, çocuğunuzun zihnini dağıtabilir.
Fırtına dindikten sonra olayı sakince konuşmayı ihmal etmeyin. Ne olduğunu, ne hissettiğini, neden böyle hissettiğini anlamasına yardım edin. Ardından, “Bir dahaki sefere böyle hissettiğinde farklı olarak ne yapabilirsin?”, “Sorunu çözmek için başka hangi yollar var?” gibi sorularla onu çözüm üretmeye yönlendirin. Bu, çocuklarda duygu kontrolü ve problem çözme becerilerini bir arada geliştirir.
Duygular soyut kavramlardır ve çocuklar bunları en iyi oyun yoluyla somutlaştırır. Duygu kartlarıyla eşleştirme yapmak, ayna karşısında farklı yüz ifadeleri denemek veyaen kaliteli figür oyuncak karakterlerini kullanarak zorlayıcı sosyal senaryoları canlandırmak, duyguları anlamak ve ifade etmek için harika pratikler. Birlikte LEGO, yapı oyuncak çeşitleri ile bir şeyler yapmanız hem odaklanmayı artırır hem de hayal kırıklığıyla başa çıkma alıştırması olabilir. Oyun, çocuklar için duygularla iletişim becerilerini geliştirmenin en keyifli yoludur.
Çocuklarımıza rehberlik ederken farkında olmadan bazı tuzaklara düşebiliriz:
·Duyguyu Hafife Almak: “Ağlanacak bir şey yok!” demek yerine, “Bu senin için üzücü olmuş” diyerek duygusuna saygı gösterin.
·Problemi Onun Yerine Çözmek: Ona başa çıkma fırsatı tanıyın. Rehber olun ama çözümü ona bırakın. Dayanıklılık böyle gelişir.
·Tutarsızlık: Kurallarınız net ve öngörülebilir olsun. Belirsizlik, kaygıyı ve güvensizliği artırır.
·Kendi Duygusal Tepkilerimiz: Öfkemizle veya kaygımızla durumu daha da zorlaştırmamaya çalışalım. Sakin kalmak en büyük süper gücümüz.
·Davranışı Değil, Duyguyu Cezalandırmak: Kızgın hissetmesi değil, vurması sorun. Aradaki farkı netleştirin ve olumsuz davranışın yerine olumlu alternatifi öğretin.
Elbette ki çocuklarda duygu durum bozukluğu veya çocuklarda duygu bozukluğu şüphesi varsa, çocuğunuzun duygusal tepkileri, yaşına göre aşırı şiddetli, uzun süreli ve okul, arkadaşlıklarını hatta aile hayatını belirgin şekilde bozuyorsa, profesyonel yardım almanız, atacağınız en doğru adımdır.
Küçüklerin duygusal dünyasında onlara rehberlik etmek, uzun soluklu ve sabır gerektiren bir yolculuk. Çocuklarda duygu yönetimi becerisi, zamanla, tekrarla ve en önemlisi bizim koşulsuz sevgi ve anlayışımızla filizlenir. Unutmayın, duygularıyla barışık, onları anlayan ve yönetebilen çocuklar, hayata daha güvenli ve mutlu adımlarla yürürler.
Çocuğunuzun duygusal zekâsını geliştirmesine imkân tanıyacakLEGO, yapı oyuncak çeşitleri, eğitici oyunlar, duyguları anlatan kitaplar veya sakinleşme anlarında ona eşlik edecek duyusal materyaller gibi ihtiyaçlarınız için Pazarama'nın zengin kataloglarına göz atabilirsiniz. Minik kalplerin duygusal yolculuğunu destekleyecek, çocuklarla duygu çalışması odaklı tüm aradıklarınız Pazarama'da sizleri bekliyor.